SAAT & TARİH  

   
  20/10/2017 Ferienhaus Ostsee
   

TAKVİM  

loader
   

YARIŞMA KURALLARI  

   

TÜRKOĞLU AVASIM GELENEKSEL OKÇULUK, KÜLTÜR, EĞİTİM, YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ

Türkoğlu Kaymakamı Sayın Serdar KARTAL’ın talimatları doğrultusunda 07/10/2013 tarihinde TÜRKOĞLU AVASIM GELENEKSEL OKÇULUK, KÜLTÜR, EĞİTİM, YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ kuruldu. Derneğin merkezi Türkoğlu’dur. Dernek, yurt içinde ve yurt dışında şube açabilir. Türkoğlu Kaymakamlığı, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile koordineli şekilde çalışmalarını sürdürerek 2013 yılı Ekim ayı içinde Dernek olarak faaliyetlerini sürdürmeğe başlamıştır. “TÜRKOĞLU AVASIM GELENEKSEL OKÇULUK, KÜLTÜR, EĞİTİM, YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ” 1 Başkan, 1 Başkan Yardımcısı, 1 Sekreter, 1 Sayman ve 1 üyeden oluşan Yönetim Kuruluna sahiptir.

Derneğin amacı; somut olmayan kültürel mirasın önemi ve korunması konusunda, özellikle yeni kuşakların daha fazla bilinçlendirilmesi gerektiğini göz önünde bulundurarak, geleneksel Türk okçuluğunu geliştirmek ve geleneksel okçuluk tekniklerini öğretip yaygınlaştırmaktır.

 

Derneğin adı olan Avasım: İslam devletleriyle Bizans İmparatorluğu arasındaki müstahkem sınır bölgelerine verilen ad olup sözlükte "korumak, engel olmak; sığınmak" anlamındaki asm kökünden türeyen asımenin çoğulu "koruyanlar, müstahkem mevkiler" demektir. Bu müstahkem mevkiler, İslam ordularının cihad maksadıyla sınırdan uzaklaştıkları zaman veya gazadan dönerken ülkeye girmeden önce düşman saldırılarına karşı sığınıp korundukları bölgeler olduğu için bu adla anılmıştır. Hz. Ömer zamanında Suriye ve el-Cezire'nin fethinden sonra İslam devletinin sınırları Toroslara dayanmıştı. Bizans imparatoru Herakleios, sınır bölgelerinde yaşayan halkı İslam ordularının tehdit ve saldırılarından korumak gayesiyle iç kısımlara çekerek geniş bir sahayı boş bıraktı. Müslümanların "ed-davahi" (dış kısımlar, dış arazi) adını verdikleri bu saha Emeviler zamanında iskân edilmeye ve müstahkem mahaller kurulmaya başlandı. Askeri düşüncelerle özel olarak tahkim edilmiş olan bu bölgeye Sugür (tekili sagr "yarık; sınır") deniliyordu. Sugürü'ş-Şamiyye ve Sugü-rü'I-Ceziriyye olmak üzere ikiye ayrılan bu saha Tarsus'tan başlayarak Adana-Massisa (Misis)- Maraş- Malatya hattını takip ederek doğuya doğru Fırat'a kadar uzanıyordu. Birincinin merkezi Maraş, ikincinin ise Malatya idi. islam-Bizans mücadelesinde önemli rol oynayan bu şehirler askeri yolların birleştikleri yerlerde veya geçitlerin girişlerinde yer alıyordu ve idari bakımdan Suriye'deki Kınnesrin ordugâhına bağlıydı. Müslümanların fetihlerden sonra Suriye'de teşkil ettikleri beş cündden (askeri bölge) en kuzeydeki Cündü Kınnesrin, Abbasi Halifesi Ebu Ca'fer el-Mansur devrinden itibaren çok büyümüş ve geniş bir sahayı kaplamıştı. Harünürre-şid sınır şehirlerini tahkim ettirdiği 170 (786-87) yılında Cündü Kınnesrin'i Cündü'l-Avasım veya kısaca el Avasım adıyla müstakil bir bölge haline getirdi ve tamamıyla askeri teşkilata bağlayarak müstahkem noktalara askeri birlikler yerleştirdi. Bu yeni eyalet Antakya ' dan güneybatıda Asi nehrinin denize döküldüğü yere, güneydoğuda Halep, Menbic ve bunun kuzeyinde Bizans sınırına kadar uzanan araziyi içine alıyordu ve merkezi başlangıçta Menbic idi. X. Yüzyılda ise Antakya onun yerini aldı. Avasım'ın kuzey ve kuzeydoğusunda sınır kalelerinin yer aldığı Sugür denilen müstahkem kuşak ise X. yüzyılda Tarsus, Adana, Massisa, Zibatra, Maraş, Malatya ve Hısnımansür'dan geçerek Sümeysat' a (Samsat), oradan da Fırat'ın batı kıyısını takip ederek Balis'e kadar uzanıyordu. Arap coğrafyacıları Sugür'u bazan müstakil bir bölge, bazen de Avasım'a bağlı ikinci derecede bir idari bölge olarak kaydederler. Sugür genellikle Antakya valisi tarafından idare edilmekteydi. İlk fetihlerden itibaren İslam ordularının en fazla faaliyet gösterdikleri bölgelerin başında Sugür ve Avasım gelmektedir. Sınır garnizonlarına yerleştirilmiş olan birlikler hemen her yıl yaz ve kış Anadolu içlerine akınlar tertip ediyorlardı. Aynı şekilde Bizans akınlarının ilk hedefi de Sugür ve Avasım idi. Sınır şehirleri, daimi askeri birliklerin yanın da ülkenin çeşitli bölgelerinden gelen gönüllülerin toplandıkları yerlerdi. Bölge nüfusu başlangıçta yerli Hristiyanlar ve Müslüman Araplardan meydana geliyor, yerli Hristiyanların çoğunluğunu İslam kaynaklarında Ceracime olarak geçen grup meydana getiriyordu. Bunlar bazen İslam devletini, bazen Bizans'ı destekliyor ve bu sayede varlıklarını devam ettiriyorlardı. Ayrıca Hindistan menşeli Sayabice ve Zutlar da bölgenin çeşitli yerlerine yerleştirilmişlerdi. Sınır garnizonlarındaki Müslüman ahalinin ekseriyetini Araplar teşkil ediyordu. Ancak Abbasîlerin hilafete geçmelerinden sonra bilhassa Mansur ve Harünürreşid devirlerinde Sugür şehirleri yeniden tamir ve tahkim edilerek yeni birlikler yerleştirildi. Bu yeni birlikler arasında Horasanlılar ve Türklerin çokluğu dikkati çekmektedir. Avasım’ın devamlı mücadele sahası olmasına rağmen iktisadi bakımdan gelişmiş olduğu ödediği vergilerin çokluğundan (400 000 dinar) anlaşılmaktadır. Avasım eyaleti X. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Bizans'ın arka arkaya devam eden akınlarına hedef olmaya başladı. Massisa. Adana ve Tarsus Bizans'ın eline geçti. Hamdani Hükümdan Seyfüddevle Bizans hücumlarını bir süre için durdurabildi. Onun ölümünden sonra üstünlük Bizans'a geçti ve birbiri arkasından sınır şehirleri Bizans İmparatorluğu tarafından işgal edildi. Böylece Avasım eyaleti de ortadan kalkmış oldu. Hakkı Dursun Yıldız, “Avasım”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (DİA), (İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı, 1991, c. IV, s. 111-112

   

BİZE ULAŞIN  

   

HAVA DURUMU  

Clear

6°C

Kahramanmaraş

Clear

Humidity: 59%

Wind: 0.00 km/h

  • 20 Oct 2017

    Sunny 26°C 6°C

  • 21 Oct 2017

    Mostly Sunny 27°C 9°C

   
© designed by MuratEMRE